Tonguç Yumruk'un Weblog'u
Anlık olaylar, fikirler, gudik ismail vs...

Sat, 28 May 2005

24-05-2005 18:50 ile 26-05-2005 16:30 arasındaki yaklaşık 46 saatlik dönemde şenlik fotoğraflarına vs... ulaşmaya çalışanlar farketmiştir, http://tonguc.ath.cx/ o süre boyunca kapalıydı. Sağ üstte göreceğiniz uptime göstergesinden de anlayabileceğiniz üzere bir donanım sorunu yoktu. Peki yazılım sorunu muydu? Lütfen ciddi olalım, hiç Apache'nin 48 saatte çözülemeyecek bir sorun çıkarttığını gördünüz mü? Peki bu siteye neden ulaşılamıyordu? Aşağıda okuyacaklarınız bunun hikayesidir.

A long time ago, in a galaxy far, far away...

Her ay hiç aksamadan gelen ADSL faturaları bir gün geldi gelmez oldu. Sorun muydu? Tabiiki değildi. Sonuçta zaten bu ödemeleri internet üzerinden yapıyorduk. İnternet bankasına girildi, ADSL borcu ödenmeye çalışıldı. Sonuç? Borç yok gözüküyordu. Haliyle ödenmedi. Haggard'ın da dediği gibi: And the dark night entered... 24 Mayıs 2005'akşamı eve geldiğimde manzara şok ediciydi. Evim, güzel evim karanlık çağlara dönmüştü. Modemimin ADSL link ışığı "abi valla deniyorum, ancak bağlanamıyorum" dercesine yanıp sönüyordu. Telekom'un standart arızalarından biri olduğunu düşünerek sabahı beklemeye karar verdim.

Sabah olduğunda ilk iş olarak telekomun meşhur ADSL destek hattını (444 0 375) aradım. Mozart'tan ve Rondo Alla Turca'dan tiksinmeme sebep olacak kadar uzun bir süre bekledikten sonra sonunda birine ulaştım. İlk iş olarak telefon numaramı istedi, verdim ve hemen süper teknoloji, ultra kuantum veritabanından bilgilerime ulaşıp ADSL hattımın ödenmememiş borcu yüzünden kapatıldığını söyledi. Olayın şaşkınlığıyla dona kaldım. Bu nasıl olabilirdi? Benim borcum yoktu? Fatura gelmemişti, internette de gözükmüyordu. Olmayan bir borç yüzünden mi hattımı kapatıp beni karanlık çağlara mahkum etmişlerdi? Kafamda soru işaretleriyle olayı başladığı yerde bitirmek için kötülüklerin kalesine, U-meathk-oy Telekom Müdürlüğü'nün karanlık topraklarına doğru yola çıktım.

Üzerinde karanlık bulutların toplandığı müdürlük binasının önüne geldiğimde "işte kader anı geldi" diye düşünüyordum. Ekipmanımı son defa kontrol ettim. Evet, borcumu ödemek için gereken herşey yanımdaydı. Nefesimi tutup kalan son cesaret kırıntılarımı kullanarak borç ödeme sırasına girdim. Sıra hızla ilerliyordu, vezneyi koruyan ejderha ile aramda pek bir mesafe kalmamıştı. Bu arada bir yandan sırada ağır adımlarla ilerlerken bir yandan da ejderha ile yüzleşecek cesareti bana vermesi için yanımda getirdiğim Peter Seibel'in Practical Common Lisp kitabından çeşitli büyüler okuyordum. Ve sonunda sıra geldi. Ejderhaya ADSL faturamı ödemek için geldiğimi söylediğimde haince yüzüme baktı. Belliki aklında o meşhur ejderha bilmecelerinden birini hazırlıyordu. Usulca ADSL abone numaramı sormasıyla kendimi odanın öbür ucunda buldum. Beni beklemediğim bir noktadan yakalamıştı. ADSL abone numaramı bilmiyordum, yanımda değildi. Nasıl olup ta böle bir ihmalkarlık yapabilmiştim? Son bir defa ejderhaya karşı şansımı deneyip telefon numaramı versem yeterli olup olmayacağını sordum, ve acı gerçeği öğrendim. Karanlık telekom gezegeninin süper teknolojik, ultra kuantum veritabanları telefon numarası <=> ADSL abone numarası eşlemesi yapamıyordu.

Daha fazla zarar görmeden kurtulabilmek için "stratejik geri çekilme" taktiği uygulayarak binanın dışına çıktım. Hemen evime telefon edip ADSL abone numaramı öğrendim, kağıda not aldım ve ejderha ile yüzleşmek için tekrar içeri girdim. Daha önce yaşadığım yenilginin sonucu olarak tekrar sıraya girmem gerekiyordu. Halimden şikayet etmeden sıraya girdim. Sıra bana geldiğinde tekrar ejderha ile yüzyüzeydik. Bu sefer farklı bilmecelerle beni atlatmaya çalıştıysa da başarılı olamadı ve faturamı ödedim. Ancak bütün bunların olayların sonu değil sadece başlangıcı olduğunu çok yakında öğrenecektim. Faturamın bana ulaşmamasının sorumlusunu bulmak üzere karanlık toplrakların derinliklerine doğru yola koyuldum...

Karanlık toprakların "müşteri hizmetleri" bölümüne geldiğimde masalarının başında zavallı ADSL abonelerini bekleyen Sith Lord'larının kafaları bir anda kapıya döndü. Kırmızı kırmızı parlayan gözleriyle beni süzdüler. Korktuğumu farkettirmeden bir tanesinin masasına doğru yanaştım. Faturalarımın gelmediğini, internette de borcumun yok gözüktüğünü, buna rağmen borç yüzünden hattımın kapatıldığını söyleiğimde sanki programlanmışçasına "otomatik ödemeye bağlayın", "en iyisi otomatik ödeme", "otomatik öde... oto... portakal" gibi şeyler sayıklamaya başladı. Sayıklaması bittikten sonra kendine geldiğinde önündeki "internete bağlı" bilgisayardan süper teknolojik, ultra kuantum veritabanına girdi ve adres bilgilerimin bulunmadığını gördü. Aylarca orada duran, hiç dokunulmayan adres bilgimin hangi karanlık güçler tarafından ne amaçla değiştirildiğini araştırmak ne yazık ki benim sınırlarımı aşıyordu. Sadece adres bilgilerimi düzeltmekle yetinmek zorundaydım. Adres bilgilerimi güncelledikten sonra Darth Modem'e hattımın ne zaman açılacağını sordum. Aldığım cevap "2 gün içinde"ydi. Fakat, bu nasıl olurdu? Sonuçta fatura ödendiğinde bu süper teknolojik, ultra kuantum veritabanına eklenmiyor muydu? Sistem faturamın ödendiğini görünce hattımı açamaz mıydı? Darth Modem'e internet bağlantısının benim için nasıl bir hayati öneme sahip olduğunu anlattığımda elimdeki belgeyi aldı ve ilkel çağlardan kalma "faks" dedikleri bir makina aracılığıyla en son Ocak 2000 civarında duyduğum modem bağlantı sesi eşliğinde bilmediğim bir yerlere gönderdi. Yapabileceğim daha başka birşey kalmamıştı. Yavaşça binayı terkedip karanlık topraklardan ayrıldım ve evime dönerek bağlantımın geri gelmesini beklemeye başladım...

Eve döndükten sonra maceranın en sıkıntılı kısmı başlamış oldu: Beklemek. Darth Modem'in söylediği "2 günde açılır" sözü hala içimi ürperttiğinden bir kere daha ADSL teknik destek hattını aradım. Uzun süren, cinnete yol açacak cinsten, biraz Douglas Adams'vari bir bekleyişin ardından destek hattına ulaştım ve durumumu açıkladım. Hattımın o gün içinde açılacağını söylediklerinde biraz olsun rahatladıysam da içimde bir huzursuzluk vardı. Saat 18:00 olup Telekom imparatorluğunun tüm mesai sahibi lordları masalarını terkettiğinde destek hattının beni kandırdığını anladım, ancak artık herşey için çok geçti...

Ertesi gün sabah ilk iş olarak artık kanka halne geldiğim imparatorluğun destek hattını aradım. Beni ilk şaşırtan şey bir gün içinde yaptıkları sistem güncellemesiydi. Süper teknolojik, ultra kuantum veritabanları artık telefon numarası <=> ADSL abone numarası eşlemesi yapabiliyordu. Hikayenin buradan sonrasını baygınlık geçirmemeniz için hızlı bir şekilde geçeceğim. Yaklaşık iki saat süren ve Telekom imparatorluğunun Osman, Abbas, Aliye ve Bahar gibi çeşitli isimlere sahip apprentice'leriyle yaptığım, yaklaşık iki saat süren ve beni hiç varolmayan veya varolsa da kimsenin açıp bakmadığı telefon numaralarına yönlendirmelerinin ardından sonunda İmparatorluğun gelirler bölümüyle konuşmam gerektiğine dair bir ipucu yakaladım. Öğlen tatilinden hemen önce sözkonusu yerdeki bir Sith Lord (Darth Kasa) ile yaptığım görüşme sonunda yine o faks denen ilkel araç yardımıyla gerekli işlemlerin hemen yapılacağını ve hattımın açılacağını öğrendim.

Tabiiki o güne kadarki tecrübelerimden İmparatorluk lehçesinde "hemen" kelimesinin "birkaç gün içinde" anlamına geldiğini biliyordum fakat yinede öğlen yemeğine kadar kendilerine bir şans tanımaya karar verdim. Saatler 15:00'ı gösterdiğinde onlara verdiğim süre dolmuştu. Tekrar aradım ve hattımın açılmamış olması konusundan şikayet etmeye başladım. Tekrar o faks denen alet devreye girdi ve ben de beklemeye başladım. Saat 16:30 gibi, modemimin o yanıp sönen ADSL ışığı bir anda yandı, ve sönmedi. Sonunda imparatorluğun tüm engelleme çabalarına rağmen bağlantıma geri kavuşmuştum.

THE END

Not: Selçuk Erdem'in bu haftaki karikatüründe Obi-Wan R2D2'ya ikilik sistemde HM diyor (evet üşenmedim çözdüm). Sayın Selçuk Erdem'den bunun anlamı konusunda bir açıklama bekliyoruz

[12:59] | [/tech] | # | G! |

Tue, 24 May 2005

Uzun süredir tip ve trik yazmıyordum, değişiklik olsun. tonguc.ath.cx benim evimde, ayağımın altındaki bir sunucuda duruyor. ADSL modemden bir port yönlendirmesi yapılarak çalışıyordu. Buraya kadar sorun yok. Zaten tek satırlık bir iptables kuralı. Ancak iç ağdan http://tonguc.ath.cx adresine bağlanmaya çalıştığımda modem bunu sunucuya yönlendirmek yerine kendisi cevaplamayı tercih ediyordu. Vu bir sorundu ünkü daha önce kurduğum subversion depoları bu adrese bağlı olarak çalışıyordu. Modemde kernel 2.4.17 ve iptables 1.2.7a çalışıyordu. Daha önce iç ağdan gelen bazı http isteklerini iç ağdaki makinaya modem aracılığıyla yönlendirme çalışmalarım başarısız olmuştu. Dün borçlar hukuku çalışırken kafamda bir ampul yandı ve aşağıdaki satırları yazdım:

iptables -t nat -A PREROUTING -i br0 -d tonguc.ath.cx -p tcp --dport 80 -j DNAT --to-destination webserver
iptables -t nat -A POSTROUTING -o br0 -s 192.168.1.0/24 -p tcp --dport 80 -j MASQUERADE

Daha önce sürekli başarısız olmasının sebebi ikinci satırı yazmıyor olmamdı. Şu anda herşey mutlu, mesut çalışıyor.

Not: Sadece dün web sitem geçmiş 4 - 5 ayda aldığının toplamından daha fazla hit aldı. Sanırım bunun için de LKD'ye teşekkür etmem lazım. Tabii artık fotoğraflara bakmak fotoğraf başına 5 cent.

[00:00] | [/linux] | # | G! |

Mon, 23 May 2005

4. Linux ve Özgür Yazılım Şenliği bitti. Son günün fotoğraflarına buradan, şenlikte olan biten hakkında uzunca bir yazya da buradan ulaşabilirsiniz. Bu 4 güzel günü yaşamamızda emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

Not: Bu yıl çektiğim 233 adet fotoğrafa rağmen "en turist penguen" ödülünü Erçin Eker'e kaptırdım. Gelecek yıl kendimi garantiye almak için 2 fotoğraf makinası, 1 kamera ve bir japon turist grubuyla birlikte katılmayı planlıyorum. Azmettim, başaracağım.

[10:26] | [/linux] | # | G! |

Sun, 22 May 2005

Delicesine uykum olsa da şenlik 3. gün fotoğraflarını size sunuyorum efendim. Afiyet olsun.

[20:31] | [/linux] | # | G! |

Fri, 20 May 2005

Şenlikte bir gün daha geride kaldı. Bugün düne oranla daha "şenlikli" gibiydi, ya da en azından bana öyle geldi. Dünkü "Linux Nedir" seminerinin ardından güne yine A. Murat Eren'in "Özgür Yazılım Geliştirme Ortamı" konulu semineriyle başlamamak olmazdı. Sunumun başında hepsi de S. Çağlar Onur'un suçu olan bir takım teknik aksaklıklar olduysa da seminerin kalanı oldukça bilgilendirici ve eğlendiriciydi.

Bunun ardından önce bir "Pardus toplantısına mı girsem, yoksa LyX'e mi" ikilemine düşsem de şenlik sponsoru 2U'nun dün iptal edilen sunumun iptalini iptal etmesiyle ikilem kendiliğinden ortadan kalktı. Önce LyX'e girmeye karar vermiş olsam da sonradan gerek "mavi salon"da (nam-ı diğer çadır salon) öğlen güneşinde seminer dinleme fikri hiç içii açmıyordu ki, Fazlamesai.net'in takipçilerinden e2e ve Bahadır Kandemir'e rastladım. Muhabbetin de güzelliği sayesinde LyX semineri uçtu gitti. Neyse, ben zaten Emacs ile direkt olarak damardan LATEX yazıyorum. Daha pratik.

Ardından Kerem Erzurumlu'nun şu an başlığını tam hatırlayamadığım IDS, Firewall, VLAN konulu seminerine girdim. Her ne kadar kullandıkları yöntemleri açıklamak açısından başarılı olsa da kullandıkları tekniklerden derinlemesine bahsedilmediği için bende daha çok bir "başarı öyküsü" havası uyandırdı. Gerçi bu konuda Kerem Erzurumlu'ya hak vermek lazım, zira sunumun başlığında geçen her bir konu aslında başlı başına seminer konusu olabilecek nitelikteydi. Haliyle bu konuların hepsine derinlemesine değinilecek olsa insanlar seminerin uzunluğundan Kerem Erzurumlu'nun aslında Serdar Köylü olduğunu zannebilirlerdi.

Bunun ardından Doruk Fişek'in "Kurumsal Masaüstünde Windows'tan Linux'a Geçiş" konulu sunumuna girmeyi planlıyordum. Ancak her ne kadar sunum Onur Küçük'ün sunumunun biraz uzaması sonucu geç başlamış olsa da sunuma oldukça geç girebildim, oturacak yer bırakmayacak derecede tıklım, tıklım olduğunu görünce de vazgeçip R. Tolga Korkunçkaya'nın Jabber konulu sunumuna kadar oyalanmak üzere dışarı çıktım.

Devrim Gündüz de Serdar Köylü ekolünün yılmaz takipçilerinden olduğundan RPM paket formatı sunumu planlanandan oldukça geç bitti, haliyle Jabber sunumu da biraz geç başladı. Son dönemde neler yapabileceğinin yavaş yavaş farkına vardığım Jabber sisteminin temel işleyişi hakkıında oldukça faydalı bilgiler edindim. İlk fırsatta Jabber'ın nmietlerini kullanan birkaç uygulama geliştirmek istiyorum.

Tam şenlik ortamını terk etmek üzereyken fazlamesai.net ekibinin de bir kısmının şenliğe geldiğini gördüm. Ayak üstü biraz sohbet ettik, benim için biraz süprizli bir görüşme oldu. Yarın sabahtan kaldığıız yerden devam edeceğiz.

Aslında şenliğe gelmeyenleri cezalandırmak adına fotoğrafları siteye şenlikten sonra koyacaktım fakat dayanamadım. Şenlik fotoğraflarına buradan ulaşabilirsiniz.

[22:36] | [/linux] | # | G! |

Thu, 19 May 2005

Şenlikte ilk gün bitti... Sabah ilk saatlerde ortalık biraz tenha ve durağandı. Bir an bu şenlik diğerleri kadar "şenlikli" olmayacak mı yoksa diye endişelendim. İlerleyen saatlerde yanıldığımı anladım. Özellikle A. Murat Eren'in "Linux Nedir" konulu semineri bence efsane seminerler arasına girmeye hakakazanacak cinstendi. Sonrasında Doruk Fişek özgür yazılım lisanslarından bahsetti. Özellikle Debian ve Pardus standları bir başka güzel ve bir başka kalabalıktı. Neyse, şenlik bitince detaylı birşeyler yazarım zaten. Şimdilik bu kadar yeter.

Not: Az Mesai

[20:22] | [/linux] | # | G! |

Wed, 18 May 2005

Neden apt-get install hedehodo değil de aptitude install hedehodo? Çünkü aptitude siz paketleri kurdukça paketlerin bir diğer pakete bağlı olarak mı, yoksa tek başlarına mı kurulduğunun kaydını tutar. Eğer bir paket otomatik olarak kurulmuş ve şu anda ona bağımlı olan hiçbir paket kalmamışsa, o paketi otomatik olarak siler. Bu sayede deborphan gibi araçlarla sistemdeki gereksiz paketleri bulmamıza gerek kalmaz. Apt-get hangi paketin otomatik, hangisinin elle kurulduğunun kaydını tutmadığı için aptittude'un bu güzel özelliklerinden faydalanmak için apt-get yerine aptitude kullanmalıyız.

[00:31] | [/linux] | # | G! |

Sat, 14 May 2005

Ey emacsian'lar, şunu yapın:

M-x load-library RET animate
M-: (animate-string "GNU's Not UNIX!" 0)
M-x animate-birthday-present

Bu emacs çok eğlenceli program canım...

[12:06] | [/linux] | # | G! |

Fri, 06 May 2005

Bunu herkesten beklerdim, ama en son Donald E. Knuth'tan beklerdim. Donald E. Knuth'un yeni kitabı çıkmış. Hepimize geçmiş olsun. Meğersem o sert bakışlı egzantirik profesör kimliğinin altında nasıl biri yatıyormuş...

Not: Dosage nefis bir program, kullanın kullandırın. (Tabiiki Python'la yazılmış)

Not 2: Common Lisp'te çok güzel bir programlama dili. Herkes kullansın.

Not 3: Şu güzel, bu iyi, sevgi kelebeği mi oldum nedir...

[16:14] | [/kod] | # | G! |
Elektrikli Posta
Uptime
1 yıl, 26 gün, 4 saat, 31 dakika
Çocuklara Bilgisayar
Kategoriler
/ (201)
  dev/ (13)
  kod/ (28)
  life/ (2)
  linux/ (38)
    freedays/ (2)
    senlik/ (0)
      2006/ (15)
  misc/ (58)
  mobil/ (3)
  musiki/ (18)
  net/ (10)
  tech/ (9)
  web/ (5)
Zaman Makinesi
< May 2005 >
SuMoTuWeThFrSa
1 2 3 4 5 6 7
8 91011121314
15161718192021
22232425262728
293031    
Kapı Komşuları
Güzel Siteler
Ivır zıvır
XML Feed

FSF Associate Member: 2040

Powered by PyBlosxom

Valid XHTML 1.0!